14 Ağustos 2011 Pazar

29- Alak Denkleminde Suret'ul Kureyş İkrası





بسم الله الرحمن الرحيم
B ismi Allah Rahman’dır, Rahim’dir


١- لِإِيلَافِ قُرَيْشٍ
1- İlafı için Kureyş'in,


( İlaf;alışma,alıştırma,dostluk,dostluk anlaşmaları. 
Ayrıca Kureyş kabilesi ve soyağacı için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kurey%C5%9F)



٢- إِيلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَاء وَالصَّيْفِ
2- Onların ilafı için, kış ve yaz yolculuklarında,

٣- فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ
3- Kulluk etsinler Rabbine bu beytin. 

(Beyt;ev,kabe ve ehli.)

٤- الَّذِي أَطْعَمَهُم مِّن جُوعٍ وَآمَنَهُم مِّنْ خَوْفٍ
4- O ki, onları doyurdu açlıktan ve emin kıldı korkudan.


صدق الله العظيم
Allah sözüne sadıktır ve Yücedir.

28- Alak Denkleminde Suret'ul Tin İkrası







بسم الله الرحمن الرحيم
B ismi Allah Rahman’dır, Rahim’dir


١- وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ
1- Andolsun Tin'e ve Zeytun'e,

(Tin Suresi 1. ayette müfessirler zeytin ve incir(tin) için;

1- Dağdırlar; İbnü Cerir'de Katade'den: Tin, Dimeşk'ın bulunduğu dağ; Zeytun, Beyt-i Makdis'in bulunduğu dağdır. 
2- Beldedirler; Ka'b'ın dediğine göre Tin, Dimeşk; Zeytun, Beyt-i Makdis'tir.
3- Mesciddirler; İbnü Zeyd: Tin, Dimeşk mescidi; Zeytun, Beyt-i Makdis Mescidi demiştir.
4- Zeytin ve incirdirler. )

٢- وَطُورِ سِينِينَ
2- Ve Tur-i Sina'ya.                                                                                                                           


٣- وَهَذَا الْبَلَدِ الْأَمِينِ
3- Ve şu emin şehre ki,

(Şu şehirden kasıt Mekke'dir.
Ey Muhammed, Musa'ya, Tevrat'ı Tur-i Sina'da inzal ettik,
İsa'ya,İncil'i Tur-i Zeytun'da inzal ettik,
Sana'da bu emin belde Mekke'de Kuranı inzal ettik...
Ey Müslümanlar ve Ehl-i Kitap dinleyin ve teslim olun!
Mekke için bakınız; http://tr.wikipedia.org/wiki/Mekke )

٤- لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ
4-Andolsun Biz  yarattık insanı ahsen-i takvim olarak..

( Bu tabirde geçen "takvîm", eğriyi doğrultmak, kıvama ve nizama koymak, kıymet vermek ve kıymetlendirmek; "ahsen" ise en iyi, en güzel demektir "Ahsen-i Takvîm" ifadesi insanın; ruh ve bedeni ile en mükemmel şekilde yaratıldığını, boyunun düzgünlüğünü, endamının eşsizliğini, dileyen, isteyen, düşünen, konuşan, yazan, anlayan, anlatan ve sanat kabiliyeti olan; hakkı bâtıldan, güzeli çirkinden, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, hayrı şerden, tatlıyı acıdan ayıran akıllı bir varlık oluşunu ifâde eder )

٥- ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ
5- Sonra çevirdik onu esfele safiline.

( Esfele safiline: aşağıların en aşağısı,sefillerin sefili..Bir önceki ayetle bağlam kurduğumuzda;
demek ki; insanoğlunun fıtratı üzere ahsen-i takvim olması da irade-i cüziyesinde;
esfele safilin, aşağıların aşağısı olmaya da kendi irade-i cüziyesi sebebtir...İnsan Ahsen-i Takvim olarak en güzel şekilde yaratıldı...
Ancak insan bu nimeti kendi irade-i cüziyesiyle Esfele Safilin rütbesizliğine indiverirse ki bu onun şahsi seçimi olur  ve sonucuna katlanır..) 

٦- إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ
6- Hariçtir iman edenler,amel-i salih işleyenler,onlar için ecirler bitmez tükenmezdir.

٧- فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدِّينِ
7-  Öyleyse nedir yalanlatan sana,bundan sonra dini ?

٨- أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ
8-  Değil midir Allah Ahkem'ul Hakimin ?

( Ahkem'ul Hakimin;Hükmedenlerin en güzel,en iyi,en adil,en alim hükmedeni Hakim olan Allah'dır.)


صدق الله العظيم

Allah sözüne sadıktır ve Yücedir.




13 Ağustos 2011 Cumartesi

27- Alak Denkleminde Suret'ul Büruc İkrası






بسم الله الرحمن الرحيم
B ismi Allah Rahman’dır, Rahim’dir


١- وَالسَّمَاء ذَاتِ الْبُرُوجِ
1-  Andolsun gökyüzüne ve içerdiği burçlara!


٢- وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِ
2- Vaad edilen o güne,


٣- وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ
3- Şahit olana ve şahit olunana,


٤- قُتِلَ أَصْحَابُ الْأُخْدُودِ
4-Kahroldu Ashab-ı Uhdud!


(ASHÂBU'L-UHDÛD


İslâm'dan önce, Allah'a inananları, ateşli hendeklere atarak cezalandıran kâfir bir topluluk. Daha fazla bilgi için bakınız: http://www.sevde.de/islam_Ans/A/A-2/ashabu_uhdud.htm )



٥- النَّارِ ذَاتِ الْوَقُودِ
5- Ateş ki yakıt dolu.


٦- إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ
6- O zaman onlar etrafında oturuyorlardı.


٧- وَهُمْ عَلَى مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ
7- Ve onlar,  mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.


٨- وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ إِلَّا أَن يُؤْمِنُوا بِاللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ
8- Onlardan intikam almaları sadece; iman etmeleri idi Allaha ki;
Aziz'dir Hamid'dir.


(EL AZİYZ... Karşı konulmaz güç sahibi olarak, dilediğini uygulayan! Tüm âlemlerde dilediğini karşı çıkacak güç olmaksızın yerine getiren. Bu isim Rab ismiyle paralel çalışan bir isimdir. Rab özelliği Aziyz özelliğiyle hükmünü icra eder!


EL HAMİYD... Açığa çıkardığı evrensel kemâlâtı "Veliyy" ismi kapsamında açığa çıkardığı âlem sûretlerince seyredip değerlendirendir! Hamd yalnızca kendisine aittir!)



٩- الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ
9- O'nun mülküdür gökyüzü ve yeryüzü. Allah her şeye şahittir!


١٠- إِنَّ الَّذِينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَرِيقِ
10- Muhakkak ki, işkence edip mü'min ve mü'minelere ve
sonra tövbe etmeyenler, onlaradır cehennem azabı ve onlaradır yakıcı azab.


١١- إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْكَبِيرُ
11- Muhakkak ki; iman edenler ve salih amel işleyenleredir cennetler, zemininde akar nehirler. İşte bu büyük kurtuluştur!


١٢- إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ
12- Şüphesiz, Rabbinin yakalaması çok şiddetlidir.


١٣- إِنَّهُ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ
13- Muhakkak ki Hu; yoktan yaratır ve tekrar diriltir.


(Hu,mübdi ve müiddir)



١٤- وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُ
14- O,Ğafur'dur,Vedud'dur.


(EL ĞAFÛR... Allâh Rahmetinden asla ümit kesilmemesi gereken. Gerekli arınmayı yaptırtarak Rahıymiyetin nimetlerine erdiren. Rahıym ismini tetikleyen!


EL VEDUD... Cazibeyi, çekim gücünü yaratan. Salt karşılıksız, çıkar beklenmeyen sevgiyi var eden. Her sevenin, sevdiğinde sevdiği gerçekliktir! )



١٥- ذُو الْعَرْشِ الْمَجِيدُ
15- Sahibidir arşın, Mecid'dir.


( EL MECİYD... Açığa çıkardığı muhteşem yaratış dolayısıyla şanının yüceliğini ortaya koyan! )


١٦- فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ
16- Yapandır dilediğini!


١٧- هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْجُنُودِ
17- Geldi mi Sana orduların haberi ?


١٨- فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ
18- Firavun ve Semud.


(Firavun ve Semud için : http://www.kavimlerinhelaki.com/ )



١٩- بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي تَكْذِيبٍ
19- Ancak inkar edenler yalanlamaktadırlar.


٢٠- وَاللَّهُ مِن وَرَائِهِم مُّحِيطٌ
20- Allah onları arkalarından kuşatmıştır.


٢١- بَلْ هُوَ قُرْآنٌ مَّجِيدٌ
21- Üstelik o, Kuran-ı Mecid'dir.


(Kuran-ı Mecid; bu kitap yüksek şanlı bir Kur'ân'dır. Kitaplar içinde şerefi, şanı en yüksek; üslubu hepsinden yüce, kapsadığı mânâlar yalan ve töhmetten arınmış, dolayısıyla inanılarak okunup amel edilmesi gerekli olan bir kitaptır.)



٢٢- فِي لَوْحٍ مَّحْفُوظٍ
22- Levh-i Mahfuzda'dır.


( Temel olarak;Levh-i mahfuz,olmuşların ve olacakların, zamandaki bütün anların ve mekandaki bütün varlıkların, kısacası, her şeyin yazılı bulunduğu bir İlâhî muhafaza levhası; İlahi ilmin aynası, kaderin defteri, kâinatın programıdır. )




صدق الله العظيم
Allah sözüne sadıktır ve Yücedir.



Levh-i Mahfuz hakkında daha fazla bilgi almak için aşağıdaki linklerden faydalanabilirsiniz.























11 Ağustos 2011 Perşembe

26- Alak Denkleminde Suret'ul Şems İkrası


Sûrenin tamamı Mekke’de nazil olmuştur ve bunda icma vardır Nüzul sırası itibariyle Kadr Sûresinden sonradır..










بسم الله الرحمن الرحيم
B ismi Allah Rahman’dır, Rahim’dir


١- وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا
1- Andolsun güneş’e ve duha’sına,


(Duha -kuşluk- vakti, güneş doğduktan 50 dakika sonra başlayıp, öğleye 20 dakika kalana kadar olan vakittir).


٢- وَالْقَمَرِ إِذَا تَلَاهَا
2- Ve ay’a ona tabi olduğu zaman,


٣- وَالنَّهَارِ إِذَا جَلَّاهَا
3- Ve gündüze onu açtığı zaman,


٤- وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَاهَا
4- Ve geceye onu sardığı zaman,


٥- وَالسَّمَاء وَمَا بَنَاهَا
5- Gökyüzüne ve onu bina edene.


٦- وَالْأَرْضِ وَمَا طَحَاهَا
6- Yeryüzüne ve onu yayıp döşeyene.


٧- وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا
7- Nefse ve onu düzenleyene.


٨- فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا
8- İlham edene ona ki fücuru ve takvayı.




(İLHÂM, aslında bir şeyi bir defada yutmak mânâsına “lehm” kökünden if’âl kalıbında bir mastar olup bir anda yutturmak mânâsınadır. Bundan, bir mânâyı gönüle düşürmek ve telkin etmek mânâsında meşhur olmuştur.
FÜCÛR, haktan sapmak, hak yolu yarıp düzeninden çıkarak kötülük ve isyana düşmektir. Bilhassa zina etmek, yalan söylemek, daha Türkçesi edepsizlik etmek mânâsında kullanılır. Böyle kötü ve günah olan fiillere de fücur denilir.
TAKVA da fücurun zıddı olarak, nefsi kurtarmanın, Allah’ın koruması altında fenalıktan sakınmanın ismidir. Neticesi korunmak olan hayır ve itaat fiillerini kapsar.)




٩- قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّاهَا
9- Felaha ermiştir onu temizleyenler.


١٠- وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّاهَا
10- Heba etmiştir onu kirletip gömenler.


١١- كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَاهَا
11- Yalanladı Semud azgınlığından.


١٢- إِذِ انبَعَثَ أَشْقَاهَا
12- Fırladığı zaman en şaki olanları,




(Şaki kelimesi talihsiz kişi demek olup, dini literatürde cehennemliklere verilen addır. Eşkiya kelimesi “şaki“ kelimesinden türmiştir. Şaki kelimesinin karşıt anlamlı kelimesi ise said kelimesidir.)




١٣- فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ نَاقَةَ اللَّهِ وَسُقْيَاهَا
13- Dedi ki onlara Allah’ın Rasülü: “Allah’ın devesidir ve onu içiriniz “.


١٤- فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنبِهِمْ فَسَوَّاهَا
14- Fakat yalanladılar ve deveyi kestiler.Bu yüzden imha etti onları Rableri,günahlarından onları düzleyiverdi.


١٥- وَلَا يَخَافُ عُقْبَاهَا
15- Ve korkacak değil akıbetinden!


صدق الله العظيم
Allah sözüne sadıktır ve Yücedir.



10 Ağustos 2011 Çarşamba

25- Alak Denkleminde Suret'ul Kadr İkrası









بسم الله الرحمن الرحيم
B ismi Allah Rahman'dır, Rahim'dir




١- إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ
1-  Muhakkak ki Biz inzal ettik O'nu, Kadr Gecesi'nde.


٢- وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ
2- Nerden bilirsin, nedir Kadir Gecesi ?


٣- لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ
3- Kadir Gecesi, hayırlıdır bin aydan.


٤- تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ
4- İnerler, Melekler ve Ruh onda Rablerinin izniyle, her bir emir için.


٥- سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ
5- Selamdır o, ağarana kadar fecr.



صدق الله العظيم
Allah sözüne sadıktır ve Yücedir.


KADİR GECESİ NE ZAMAN ?





Ayrıca Kadir Gecesi için bakınız;


1- http://www.ahmedhulusi.org/yazi/tanrininkadiri.htm
2- http://www.enfal.de/ram12.htm
3- http://www.kuranikerim.com/telmalili/kadir.htm
4- http://www.suleymaniyevakfi.org/arastirmalar/kadir-gecesi.html

24- Alak Denkleminde Suret'ul Abese İkrası









بسم الله الرحمن الرحيم
B ismi Allah Rahman'dır, Rahim'dir


١- عَبَسَ وَتَوَلَّى
1- Yüzünü ekşitti ve arkasını döndü!


٢- أَن جَاءهُ الْأَعْمَى
2- Çünkü, geldi O'na bir a'ma.


٣- وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُ يَزَّكَّى
3- Ama nerden bileceksin, belki o temizlenecek ?


٤- أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ الذِّكْرَى
4- Ya da tezekkür edecek ve fayda verecek ona zikir ?


(Tezekkür etmek;zikretmek,tefekkür etmek,hatırlamaya çalışmak,düşünmek.)


٥- أَمَّا مَنِ اسْتَغْنَى
5- Ama kendini müstağni görene gelince,


(Müstağnilik,istiğna;temel olarak;sıhhatine,parasına,maka​mına,şöhretine,gücüne kulluk ederek Allah'a ve Kullarına muhtaç değilim;"BEN TANRIYIM" ,ZANnına düşmektir!!!Oysa zannedenlerin, varacakları tatmin doruğu Sekar'dadır...Sekar nedir?
27- Nedir bilir misin Sekar?
28-Bırakmaz,terketmez.
29-Yakıp kavurandır insanı.)  Müddesir Suresi


٦- فَأَنتَ لَهُ تَصَدَّى
6- Oysa sen ona yöneliyorsun!


٧- وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّى
7- Sana ne onun tezkiye olmayışından !


( Zikir;tesbih tanelerini biner binerlemekten öte Zikir Kuran'dır...Hem Hayat Kitabı Kuran'ı ikra etmek bir zikirdir,hemde hayatı,kainatı zikretmek bir zikirdir,bunlar üzerine konuşlanmak tezekkür ve ardından ufkun alaya ermesine de tezkiye..Artık bu adam zikre yanaştı,tezekkür etti ve tezkiye oldu..)

٨- وَأَمَّا مَن جَاءكَ يَسْعَى
8- Ama sana gelen var ya koşarak,


٩- وَهُوَ يَخْشَى
9- O huşu duyuyor.


١٠- فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّى
10- Sen ona aldırmıyorsun!


١١- كَلَّا إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ
11- Hayır! O muhakkak bir tezkiredir.


(Tezkire;öğüt,nasihat,hatırlatm​adır...Zikir,Tezekkir,Tezkiye ile alakalıdır.)


١٢- فَمَن شَاء ذَكَرَهُ
12- Artık onu dileyen tezekkür etsin.


١٣- فِي صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ
13- Mükerrem sayfalarda.


( mükerrem" مكرم" muhterem, aziz sayın, saygıdeğer, sayılan, onurlandıran, hürmet ve tazime erişmiş.)


١٤- مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍ
14- Yüceltilen ve tertemiz kılınandır.


١٥- بِأَيْدِي سَفَرَةٍ
15- Sefere'nin elleriyle.


(Sefere;sefirden; Yazıcı Katip Melekler kastedilmekle birlikte Mükerrem Kuranı cilt haline getirenlerde olabilir.)


١٦- كِرَامٍ بَرَرَةٍ
16- Şerefli ve dürüsttürler.


(Kiramen Beraratin
Mükerrem Kuran'ın Safirleri,Katiplerinin, Kerim; asil ve şerefli ve Berara; saygılı hürmetkar ve işinde dürüst oldukları vurgulanmıştır. bizlerde işimizde şerefli ve dürüst olmalıyız işimizi, ayet gibi işlemeliyiz hayatta bir ayettir.)


١٧- قُتِلَ الْإِنسَانُ مَا أَكْفَرَهُ
17- Geberesice insan,ne kadar nankördür o!


١٨- مِنْ أَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُ
18- Hangi şeyden yarattı onu ?


١٩- مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُ فَقَدَّرَهُ
19- Nutfeden yarattı onu,sonra karar kıldı.


(Nutfe;meni,döl suyu,sperma,insanın yaratılışının mayasını ve temelini oluşturan su..
Kaddera;Sonra takdir etti, biçimlendirdi,suret verdi ve kader kıldı ona..)
.
٢٠- ثُمَّ السَّبِيلَ يَسَّرَهُ
20- Sonra yolu kolaylaştırdı ona.


٢١- ثُمَّ أَمَاتَهُ فَأَقْبَرَهُ
21- Sonra öldürdü onu ve kabre koydu onu.


٢٢- ثُمَّ إِذَا شَاء أَنشَرَهُ
22- Sonra ne zaman dilerse neşredecek onu.


٢٣- كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَا أَمَرَهُ
23- Hayır!Yerine getirmedi ne emrettiysek ona!


٢٤- فَلْيَنظُرِ الْإِنسَانُ إِلَى طَعَامِهِ
24- İşte baksın insan bir yemeğine!


٢٥- أَنَّا صَبَبْنَا الْمَاء صَبًّا
25- Biz akıttık suyu akıttıkça.


٢٦- ثُمَّ شَقَقْنَا الْأَرْضَ شَقًّا
26- Sonra yardık arzı yardıkça.


٢٧- فَأَنبَتْنَا فِيهَا حَبًّا
27- Böylece bitirdik orada taneler.


٢٨- وَعِنَبًا وَقَضْبًا
28- Ve üzümler ve yoncalar.


٢٩- وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا
29- Ve zeytinler ve hurmalar.


٣٠- وَحَدَائِقَ غُلْبًا
30- Ve bahçeler,iri ağaçlı.


٣١- وَفَاكِهَةً وَأَبًّا
31- Ve meyveler ve çayırlar.


٣٢- مَّتَاعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَامِكُمْ
32- Faydalanması için sizin ve hayvanlarınızın.


٣٣- فَإِذَا جَاءتِ الصَّاخَّةُ
33- Artık ne zaman geldiğinde Sahha,


( Sahha,sayha; bir tür ses olan bu kelimenin iki özelliği vardır;
Birincisi; şiddetle çarpıp kendisini hissettirmesi,
İkincisi ise , şiddetinden dolayı kendisinden başkasını işittirmeyecek derecede kulağı sağır etmesidir.
Bu; ikinci veya son üfürüş denen kıyamet sayhası - sahha- adıdır.) 


٣٤- يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ
34- O gün kaçacak kişi kardeşinden.


٣٥- وَأُمِّهِ وَأَبِيهِ
35- Ve annesinden ve babasından.


٣٦- وَصَاحِبَتِهِ وَبَنِيهِ
36- Ve eşinden ve oğullarından.


٣٧- لِكُلِّ امْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ
37- Her birinin onlardan,o gün işi vardır, başından aşkın.


٣٨- وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ
38- Yüzler vardır o gün parlar.


٣٩- ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ
39- Güler,müjdeye sevinir.


٤٠- وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ
40- Yüzler vardır o gün üstleri toz toprak.


٤١- تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
41- Onu kaplamıştır bir karanlık.


٤٢- أُوْلَئِكَ هُمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ
42- İşte onlar kafirler ve facirlerdir.


( ‎"الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ" Keferet'ul Fecere 
Kafir;hakikat bilgisini inkâr edenler,Allah'a ve O’nun gönderdiği dinin esaslarını kabul etmeyen, beğenmeyen, inanmayan.nankörlük edenler.


Facir;bâtıla meyleden,haktan sapan,haram ve günaha dalmış kötü insan,günah işleyen.)



صدق الله العظيم
Allah sözüne sadıktır ve Yücedir.


9 Ağustos 2011 Salı

23- Alak Denkleminde Suret'ul Necm İkrası



53 - NECM SÛRESİ (arapça) from Ahmed Hulusi on Vimeo.




بسم الله الرحمن الرحيم
B ismi Allah Rahman'dır, Rahim'dir

١- وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَى
1- Andolsun Necm'e indiği zaman!

(Necm;yıldız,ot,Kur'an'ın bir kerede inen bölümü,ülker yıldızı.)
(Necm,ülker yıldızı hakkında bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Clker_(y%C4%B1ld%C4%B1z_k%C3%BCmesi )

٢- مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَى
2- Ne saptı arkadaşınız ne de azdı.

٣- وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى
3- Ve konuşmaz hevasından.

٤- إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى
4- Ancak o yalnızca vahiydir, vahy olunan.

٥- عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوَى
5- Öğretti ona, şiddetli kuvvetle.

٦- ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوَى
6- Bir azamet sahibi! Böylece istiva etti.

(İstiva etti:yöneldi, kapladı, göründü, doğruldu.)

٧- وَهُوَ بِالْأُفُقِ الْأَعْلَى
7- O, yüksek ufuktaydı.

٨- ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّى
8- Sonra yaklaştı tedelli etti.

(Tedelli etmek hakkında iki görüş var;
1- Cebrail Aleyhisselam Ufk-u Ala'ya çıktıktan sonra tedelli etti yani yukarıdan aşağıya sarktı.
2- Allah Teala'nın Rasül'ü Kendine çekmesi,cezb etmesidir...Aşağıdan yukarıya çıkmak demektir. Görüldüğü gibi bununla da tam mânâsıyla mirâc olayına işaret edilmiştir.En doğrusunu Allah bilir.)

٩- فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى
9- Böylece mesafe iki yay kadar veya daha yakın oldu.

١٠- فَأَوْحَى إِلَى عَبْدِهِ مَا أَوْحَى
10-Böylece vahyetti kuluna vahyettiğini.

( Vahy inzal olma konusunda iki görüş vardır;
1- Birincisi. İşte Cebrail ona böyle yaklaştı da, Allah Teâlâ'nın elçisi Muhammed (s.a.v)'e gönderdiği her vahyi getirdi, ona vahyetti ve öğretti. Başlangıçta hakiki suretiyle görünerek getirdikleri şeylerin Allah'ın vahyi olduğunu öğretti ve belirli zaman aralıklarıyla tebliğ etti.
2- İkinci mana;İşte Allah'ın has kulu olan arkadaşınız Muhammed (s.a.v), İstivâ ettikten sonra O, Rabbine öyle yaklaştı ki, bütün vasıtalar kaldırıldı ve Allah Ona doğrudan doğruya verdiği vahyi verdi. Yani Mirâc'da her ne vahyetti ise Cibril'in dahi herhangi bir aracılığı olmaksızın vahyetti.) Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır..

١١- مَا كَذَبَ الْفُؤَادُ مَا رَأَى
11- Yalanlamadı kalb gördüğünü.

١٢- أَفَتُمَارُونَهُ عَلَى مَا يَرَى
12-Tartışıyor musunuz onunla, ne gördüğü hakkında ?

١٣- وَلَقَدْ رَآهُ نَزْلَةً أُخْرَى
13- Ve andolsun onu gördü, diğer inişte.

(Andolsun O, onu bir kez daha görmüştü. Yani O, müthiş kuvvet ve akıl sahibi ve kendisine Kur'ân'ı öğreten Cebrail'i, hakiki sureti ve bütün kuvvetleriyle bir de Mirac'dan inerken gördü.)

١٤- عِندَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهَى
14-Yanında Sidret'ül Münteha'nın!

(Sidre-i Münteha, son sidre demektir ve izâfi bir terkiptir.Sidre-i müntehâ, yedinci semada bir hadise göre de altıncı semada Arş'ın sağ tarafında bulunan bir nebk ağacıdır ki müttakilere vaad edilen cennetin nehirleri, (Muhammed, 47/15 bkz.) onun altından çıkar. Hz. Peygamber (s.a.v)'in meyvasını tacın püsküllerine, yapraklarını da fil kulaklarına benzeterek tavsifde bulunduğu bu ağaç hakkında şunları söylediği rivayet edilmiştir: "Öyle bir ağaç ki bir binici onun gölgesinde yetmiş sene yol alsa yine katedemez. Bir yaprağı ümmetin hepsini örter." "Öyle bir ağaç ki bir binici onun gölgesinde yüz sene gitse katedemez. Bir yaprağı bütün ümmetin üzerini örter." gibi haberler nakledilmiştir.)

١٥- عِندَهَا جَنَّةُ الْمَأْوَى
15- Yanında Cennet'ül Me'va'nın!

(Cennetu'l-Me'vâ da onun yanındadır. Yani Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında Cennetu'l-Me'vâ vardır ki o, müttakilerin ve şehidlerin varacakları cennettir.)

١٦- إِذْ يَغْشَى السِّدْرَةَ مَا يَغْشَى
16- O dem ki; bürüyordu Sidre'yi bürüyen.

١٧- مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغَى
17- Ne şaştı gözü ne de haddi aştı.

١٨- لَقَدْ رَأَى مِنْ آيَاتِ رَبِّهِ الْكُبْرَى
18- Andolsun gördü, Rabbinden en büyük ayetleri.

١٩- أَفَرَأَيْتُمُ اللَّاتَ وَالْعُزَّى
19- Öyleyse gördünüz mü, Lat ve Uzza'yı ?

(bakınız Lat hakkında: http://tr.wikipedia.org/wiki/El-L%C3%A2t)
(bakınız Uzza hakkında: http://tr.wikipedia.org/wiki/El-Uzz%C3%A2)

٢٠- وَمَنَاةَ الثَّالِثَةَ الْأُخْرَى
20- Ve diğer üçüncüsü Menat!

(bakınız Menat hakkında: http://tr.wikipedia.org/wiki/El-Man%C3%A2t)


٢١- أَلَكُمُ الذَّكَرُ وَلَهُ الْأُنثَى
21-Size erkek O'na dişi mi ?

٢٢- تِلْكَ إِذًا قِسْمَةٌ ضِيزَى
22- Öyle ise bu paylaşım insafsızca!

٢٣- إِنْ هِيَ إِلَّا أَسْمَاء سَمَّيْتُمُوهَا أَنتُمْ وَآبَاؤُكُم مَّا أَنزَلَ اللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَانٍ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ وَمَا تَهْوَى الْأَنفُسُ وَلَقَدْ جَاءهُم مِّن رَّبِّهِمُ الْهُدَى
23- Onlar hiçbir şey değil, sadece isimler koydunuz siz ve babalarınız.
İnzal etmedi Allah onlar hakkında hiç bir yetki!
Tabi oluyorlar sadece; zanna ve nefslerinin hevalarına.
Ve andolsun ki onlara geldi,Rablerinden hidayet!


٢٤- أَمْ لِلْإِنسَانِ مَا تَمَنَّى
24- Yoksa insan için mi her temennisi ?

٢٥- فَلِلَّهِ الْآخِرَةُ وَالْأُولَى
25- Fakat Allah'ındır Ahiret ve Dünya.

٢٦- وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِي السَّمَاوَاتِ لَا تُغْنِي شَفَاعَتُهُمْ شَيْئًا إِلَّا مِن بَعْدِ أَن يَأْذَنَ اللَّهُ لِمَن يَشَاء وَيَرْضَى
26- Nice melekler göklerde ki fayda vermez şefaatleri hiçbir şeye.
Ancak izin verirse Allah bir kimse için, diler ve razı olur!

٢٧- إِنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ لَيُسَمُّونَ الْمَلَائِكَةَ تَسْمِيَةَ الْأُنثَى
27- Muhakkak ki iman etmeyenlerden ahirete;
isimlendiriyorlar melaikeyi dişi isimleriyle.

٢٨- وَمَا لَهُم بِهِ مِنْ عِلْمٍ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ وَإِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا
28- Ve yoktur onların onda bir ilmi.Tabi oluyorlar sadece zanna.Ve muhakkak ki zan ganimet vermez Hak'tan bir şey.


٢٩- فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّى عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا الْحَيَاةَ الدُّنْيَا
29- O halde bakma! yüz çevirene zikrimize 
ve dünya hayatından başkasını istemeyene!

٣٠- ذَلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ الْعِلْمِ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ اهْتَدَى
30- Odur onların erişebildikleri ilimden.
Muhakkak ki Rabbin "Hu"dur, bilir dalalet yolunda olan kimseyi
ve Hu bilir hidayette olan kimseyi.

٣١- وَلِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ لِيَجْزِيَ الَّذِينَ أَسَاؤُوا بِمَا عَمِلُوا وَيَجْزِيَ الَّذِينَ أَحْسَنُوا بِالْحُسْنَى
31- Allah'ındır göktekiler ve yerdekiler.
Cezalandıracak kötülük yapanları yaptıklarıyla 
ve ödüllendirecek güzellik edenleri en güzeliyle.

٣٢- الَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَائِرَ الْإِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ إِلَّا اللَّمَمَ إِنَّ رَبَّكَ وَاسِعُ الْمَغْفِرَةِ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ الْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌ فِي بُطُونِ أُمَّهَاتِكُمْ فَلَا تُزَكُّوا أَنفُسَكُمْ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقَى
32- O kimseler ki kaçınırlar büyük günahlardan,
fuhuş ahlaksızlığından, hariçtir ufak hatalar.
Muhakkak ki Rabbinin,Vasi'dir mağfireti!
Hu en iyi bilendir sizi, yarattığı zaman topraktan ve sizin annelerinizin karnında cenin olduğunuz zamanda.
Öyleyse temize çıkartmayın nefislerinizi.
Hu en iyi bilendir müttakileri!

(el-Vâsi’,Esmâ özellikleriyle tüm âlemleri kapsamış olan. rahmeti geniş ve sonsuz olan, rızık imkânlarını genişleten, ilmi, ihsanı, mağfireti ve rahmeti ile her şeyi kuşatan, imkânları sonsuz olan, zenginliğini ve kudretini her yerde hissettiren demektir.)


٣٣- أَفَرَأَيْتَ الَّذِي تَوَلَّى
33- Gördün mü arkasını dönüp gideni ?

٣٤- وَأَعْطَى قَلِيلًا وَأَكْدَى
34- Verdi azıcıkta cimrilik etti.

(Cimrilik hakkında bakınız:  http://www.sevde.de/islam_Ans/C/cimrilik.htm )

( Cimrilik hakkında Hadisler bakınız:  http://www.facebook.com/photo.php?fbid=2119483199955&set=a.1165149262203.25869.1632048708&type=1&theater )


٣٥- أَعِندَهُ عِلْمُ الْغَيْبِ فَهُوَ يَرَى
35- Onun indinde gayb ilmi de ve böylece görüyor mu ?

( gayb hakkında bakınız:      http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/gayb/index.htm  )


٣٦- أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَى
36- Yoksa haber verilmedi mi Musa'nın sayfalarından ?

٣٧- وَإِبْرَاهِيمَ الَّذِي وَفَّى
37- Ve İbrahim'in, çok vefalı olandan ?

(suhuf hakkında bakınız:  http://sevde.de/islam_Ans/S/S2/123.htm )


٣٨- أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى
38- Yüklenmez hiçbir yükümlü, başka birinin yükünü!

٣٩- وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى
39-  Ve şüphesiz yoktur insana, çalışmasından başka!

٤٠- وَأَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرَى
40- Ve elbette onun çalışması yakında görülecektir.

٤١- ثُمَّ يُجْزَاهُ الْجَزَاء الْأَوْفَى
41- Sonra cezasına karşılık ceza verilecek tam tamına.

٤٢- وَأَنَّ إِلَى رَبِّكَ الْمُنتَهَى
42- Ve elbette Rabbinedir son varış.


٤٣- وَأَنَّهُ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَى
43- Ve muhakkak ki Hu'dur, güldüren ve ağlatan.

٤٤- وَأَنَّهُ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا
44- Ve muhakkak ki Hu'dur, öldüren ve dirilten.

٤٥- وَأَنَّهُ خَلَقَ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْأُنثَى
45- Muhakkak ki Hu, yarattı çift olarak erkek ve dişiyi.

٤٦- مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَى
46- Nutfeden döküldüğü zaman.


٤٧- وَأَنَّ عَلَيْهِ النَّشْأَةَ الْأُخْرَى
47- Ve muhakkak ki O'na aittir, Neş'et el-Uhra.

( Neş'et-i Uhra;mahşerde yeniden dirilme,ikinci yaratış)

٤٨- وَأَنَّهُ هُوَ أَغْنَى وَأَقْنَى
48- Muhakakk ki Hu'dur, zengin eden ve sermaye veren.

٤٩- وَأَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرَى
49- Muhakkak ki Hu'dur, Rabbi Şira'nın.

( Şira-Sirius yıldızı hakkında bakınız : http://tr.wikipedia.org/wiki/Sirius )



٥٠- وَأَنَّهُ أَهْلَكَ عَادًا الْأُولَى
50- Ve muhakkak ki Hu, helak etti Ad'i ilk önce.

٥١- وَثَمُودَ فَمَا أَبْقَى
51- Semudu'da bırakmadı.

(Ad ve Semud Kavmi kapsamlı bilgi için blogumuz Fecr Suresi kısmına bakabilirsiniz.)

٥٢- وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ إِنَّهُمْ كَانُوا هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَى
52- Ve Nuh Kavmi'de daha önceden.
Muhakkak ki onlar daha zalim ve daha azgın idiler.

(Nuh Kavmi için bakınız:  http://www.kavimlerinhelaki.com/  )
(Nuh Kavmi için bakınız:  http://tr.wikipedia.org/wiki/Nuh )





٥٣- وَالْمُؤْتَفِكَةَ أَهْوَى
53- Mü'tefikeyi yerin dibine geçirdii

(Mü'tefike; altı üstüne getirilen, altüst edilen belde anlamına gelir.Ayette geçen manada Lut Kavmi, Sodom ve Gomore kastedilebildiği gibi hem de her memleketin kasdedilebilir.Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir..)

٥٤- فَغَشَّاهَا مَا غَشَّى
54- Böylece kapladı, onları kaplayan.

٥٥- فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكَ تَتَمَارَى
55- O halde, hangi nimetinden Rabbinin şüphe edersin?

٥٦- هَذَا نَذِيرٌ مِّنَ النُّذُرِ الْأُولَى
56- Bu bir uyarıcıdır, uyarıcıların öncekilerinden.

٥٧- أَزِفَتْ الْآزِفَةُ
57- Yaklaşan yaklaştı.

(Âzife, yaklaşan, yaklaşacak olan, yaklaşmakta bulunan demek olup, kıyametin isimlerindendir. Yani "Kıyamet saati yaklaştı." (Kamer, 54/1) diye yaklaşmak sıfatı ile vasıflanan vakit ve saat günden güne yaklaşmaktadır.)


٥٨- لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ اللَّهِ كَاشِفَةٌ
58-Yoktur onu, Allah'tan başka keşfeden.

٥٩- أَفَمِنْ هَذَا الْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ
59- Sonra bu sözden acayib olan nedir ?

٦٠- وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ
60- Ve siz gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz!

٦١- وَأَنتُمْ سَامِدُونَ
61- Ve siz kafa tutuyorsunuz!

( Sümûd, kafa tutmak, kibirlenip somurtmak ve sersem olmak, oynayıp eğlenmek, çalıp oynamak şarkı söylemek mânâlarına gelir. Buna göre söz konusu kelime burada da çeşitli mânâlar ifade eder. Yani ağlamıyorsunuz da çalıp oynuyor musunuz? veya eyleniyor musunuz? yahut hayran hayran, sersem sersem duruyor musunuz? ya da siz mi kafa tutuyorsunuz? Ey gafiller!.)


٦٢- فَاسْجُدُوا لِلَّهِ وَاعْبُدُوا*
62- *Secdeye kapanın Allah'a ve kulluk edin!


( yıldız işaret secde etmemiz gerektiğini hatırlatıyor ki zaten ayette emredildi.)



صدق الله العظيم
Allah sözüne sadıktır ve Yücedir.