15 Ağustos 2011 Pazartesi

31- Alak Denkleminde Suret'ul Kıyamet İkrası










بسم الله الرحمن الرحيم
B ismi Allah Rahman’dır, Rahim’dir

١- لَا أُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيَامَةِ
1- Hayır! Kasem ederim Kıyamet Günü'ne,

(Kıyamet günü için bakınız : http://www.kiyametgunu.com/ )

٢- وَلَا أُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ
2- Ve hayır! Kasem ederim nefs-i levvameye,

(Nefs-i Levvame;kötülük yaptığında bundan pişman olup af dileyen,kendini kınayan nefise verilen isimdir.)

٣- أَيَحْسَبُ الْإِنسَانُ أَلَّن نَجْمَعَ عِظَامَهُ
3- Ne zannediyor insan asla toplayamaz mıyız kemiklerini?

٤- بَلَى قَادِرِينَ عَلَى أَن نُّسَوِّيَ بَنَانَهُ
4- Evet! Kadiriz yeniden düzenlemeye parmak uçlarını.

٥- بَلْ يُرِيدُ الْإِنسَانُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُ
5- Fakat, ister insan fücuru için önündekini.

٦- يَسْأَلُ أَيَّانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ
6- Sorar ne zamandır Kıyamet Günü?

٧- فَإِذَا بَرِقَ الْبَصَرُ
7- Kamaştığı zaman gözler,

٨- وَخَسَفَ الْقَمَرُ
8- Tutulduğu zaman ay,

٩- وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ
9- Birleştiği zaman güneş ve ay,

١٠- يَقُولُ الْإِنسَانُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ الْمَفَرُّ
10- Der ki insan o gün; "nerededir kaçacak yer?"

١١- كَلَّا لَا وَزَرَ
11- Hayır! Yok sığınak!

١٢- إِلَى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمُسْتَقَرُّ
12- Rabbinedir o gün varılacak!

١٣- يُنَبَّأُ الْإِنسَانُ يَوْمَئِذٍ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ
13- Bildirilir insana o gün takdim ve tehir ettikleri.

(İnsana dünyada iken hayırlı amel yaptığı ve yapmayıp tehir edip arkada bıraktığı işler bildirilir.)

١٤- بَلِ الْإِنسَانُ عَلَى نَفْسِهِ بَصِيرَةٌ
14-Hayır! İnsan nefsine karşı basirdir.

(Bu âyet çok dikkate değer bir âyettir. Burada insanın tam hakikatı tanıtılmıştır. İnsan, ne yaptığını bilmeyecek bir bedenden ibaret değil, kendini bilen, kendi kendini vicdanında duyan bir basiret, diye anlatılmıştır ki nefs-i nâtıkayı yani insanın canlılar arasındaki yerini belli eden cevheri bildirir. İnsanın hakikatı, böyle kendine karşı bir basiret, bir kalp gözü olduğu için insan olan, kendinde olup biten, yani ruhuna, bilincine ilişmiş bulunan her şeyi duyar. Yaptığı bütün fiil ve hareketlerine kendi vicdanında kendisi tanık bulunur.)

١٥- وَلَوْ أَلْقَى مَعَاذِيرَهُ
15- Öne sürse de mazeretlerini.

١٦- لَا تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ
16- Oynatma onunla dilini, aceleye alma onu.

( Bu ayet hakkında müfessirler;
1-"Ey insan! O gün hesap verirken Hakk'ın huzurunda vicdanındakini acele söyleyip de işin içinden çıkacağım diye telaş etme, sakın, dilini bile oynatma, zira onu, o bildiklerini derleyip toplayan sen değilsin, biziz. Biz onu derler toplar sana okuruz. Sen yalnız bizim okuduğumuzun ardınca gel ki o vakit tam hakkı söylemiş, yanlışlığa düşmemiş olursun."
2-Tirmizi'de bu âyetin iniş sebebini Saîd b. Cübeyr İbnü Abbas'tan şöyle rivayet eder: "Kur'ân inerken Resulullah (s.a.v) iyi bellemek için dilini, dudaklarını depretirdi. Bunun üzerine yüce Allah, âyetini indirdi." )

١٧- إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآنَهُ
17- Muhakkak ki Biz aittir, onu toplamak ve okutmak.

١٨- فَإِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْآنَهُ
18- Artık onu okuduğumuz zaman, tabi ol okuduğumuza.

١٩- ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ
19- Sonra şüphesiz Bize aittir, onun beyanı.

٢٠- كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ
20- Hayır! Doğrusu seviyorsunuz aceleyi.

٢١- وَتَذَرُونَ الْآخِرَةَ
21- Terk ediyorsunuz ahireti.

٢٢- وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ
22- Yüzler o gün parlar.

٢٣- إِلَى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ
23- Rablerine nazar ederler.

٢٤- وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌ
24- Ve yüzler ki o gün kararmış.

٢٥- تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ
25- Anlar, kendisine yapılacak olan belkıranı..

(Fakıyre, büyük bela, korkunç felaket demektir ki belkemiğine isabet eden, yani belleri kırıp paramparça eden şiddet mânâsından gelir.)

٢٦- كَلَّا إِذَا بَلَغَتْ التَّرَاقِيَ
26- Hayır! Ne zaman ki, dayanır köprücüklere,

٢٧- وَقِيلَ مَنْ رَاقٍ
27- Denir:" Kim kurtaracak? "

٢٨- وَظَنَّ أَنَّهُ الْفِرَاقُ
28- Anlar, kendisi ayrılacağını.


٢٩- وَالْتَفَّتِ السَّاقُ بِالسَّاقِ
29- Ve dolaşınca bacak bacağa,

٣٠- إِلَى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمَسَاقُ
30- Rabbinedir, o gün gidiş.

٣١- فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّى
31- Ne sadaka verdi ne salatı kıldı!

٣٢- وَلَكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّى
32- Ve lakin, yalanladı ve arkasını döndü.

٣٣- ثُمَّ ذَهَبَ إِلَى أَهْلِهِ يَتَمَطَّى
33- Sonra gitti ailesine böbürlenircesine.

٣٤- أَوْلَى لَكَ فَأَوْلَى
34- Gerektir sana gerek!

٣٥- ثُمَّ أَوْلَى لَكَ فَأَوْلَى
35- Yine, gerektir sana gerek!

٣٦- أَيَحْسَبُ الْإِنسَانُ أَن يُتْرَكَ سُدًى
36- Ne zanneder insan başıboş bırakılacağını mı?

٣٧- أَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِّن مَّنِيٍّ يُمْنَى
37- Değil miydi bir nutfe meniden dökülen ?

٣٨- ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوَّى
38- Sonra oldu et parçası,yarattı şekil verdi.

٣٩- فَجَعَلَ مِنْهُ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْأُنثَى
39- Yaptı ondan iki eş, erkek ve kadın.

٤٠- أَلَيْسَ ذَلِكَ بِقَادِرٍ عَلَى أَن يُحْيِيَ الْمَوْتَى
40- Değil midir O Kadir, diriltmeye ölüleri?

( El Kaadir.. İlmindekileri kudretiyle bir nedenselliğe dayanmaksızın yaratıp seyreden! Bu hususta asla sınırlanmayan! )


صدق الله العظيم

Allah sözüne sadıktır ve Yücedir.



14 Ağustos 2011 Pazar

30- Alak Denkleminde Suret'ul Karia İkrası




بسم الله الرحمن الرحيم
B ismi Allah Rahman’dır, Rahim’dir

١- الْقَارِعَةُ
1-Karia!

٢- مَا الْقَارِعَةُ
2- Nedir Karia?

٣- وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْقَارِعَةُ
3- Nerden bileceksin nedir Karia?

(‎"Kâria", "kâr' "dan türemiştir. Maddesinden "kar'", şiddetli bir ses çıkaracak derecede şiddetle dayanıp çarpmaktır. Sopayı başına çaldı. "Tokmak" mânâsına "mikraa", kapı çalmak mânâsına "kar'-ı bâb"; kılıçla çarpışmak mânâsına "kılıçla vuruştu" ifadesi bundandır. Bu şekilde çarpan her şeye kâria, çoğulunda kavari' denilir. Sonra dehr (zaman)ın başlara çarpan büyük hadiselerine kâria denilmiştir.)

٤- يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِ
4- O gün olacak insanlar kelebekler gibi dağınık.

٥- وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ الْمَنفُوشِ
5- Ve olacak dağlar yün gibi saçılmış.

٦- فَأَمَّا مَن ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ
6- Artık kimin ağırsa mizanı,

(Mizan, tartı âleti, eşyanın veznini, yani ağırlık nisbetini ölçmeye mahsus olan terazi demektir. Bununla birlikte ağırlığa mahsus olmayarak adalet ve hukuk gibi manevi olan her hangi bir nisbeti mukayese ile tayin için de mecaz olarak kullanılır.Daha fazla bilgi için; http://www.sevde.de/islam_Ans/M/M2/mizan.htm )

٧- فَهُوَ فِي عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ
7- O razı olacağı hayattadır.

٨- وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ
8- Ama kiminde hafifse mizanı,

٩- فَأُمُّهُ هَاوِيَةٌ
9- Artık onun anası Haviye'dir.

( Haviye; ve fakat tartıları hafif gelen her kimse, yani sevabı olmayan yahut günahları ağır basıp da sevapları hafif gelen kısımdan olan kimse artık onun anası Haviye (uçurum)dir. Yani varacağı yeri, yatağı kucağına sığınacağı anavatanı haviyedir. Barınacak yeri kalmayacak, artık "haviye" denilen cehennem uçurumunun kucağına atılacaktır.)

١٠- وَمَا أَدْرَاكَ مَا هِيَهْ
10- Nerden bileceksin onun ne olduğunu ?

١١- نَارٌ حَامِيَةٌ
11- Bir ateş,kızışmış..

صدق الله العظيم
Allah sözüne sadıktır ve Yücedir.


29- Alak Denkleminde Suret'ul Kureyş İkrası





بسم الله الرحمن الرحيم
B ismi Allah Rahman’dır, Rahim’dir


١- لِإِيلَافِ قُرَيْشٍ
1- İlafı için Kureyş'in,


( İlaf;alışma,alıştırma,dostluk,dostluk anlaşmaları. 
Ayrıca Kureyş kabilesi ve soyağacı için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kurey%C5%9F)



٢- إِيلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَاء وَالصَّيْفِ
2- Onların ilafı için, kış ve yaz yolculuklarında,

٣- فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ
3- Kulluk etsinler Rabbine bu beytin. 

(Beyt;ev,kabe ve ehli.)

٤- الَّذِي أَطْعَمَهُم مِّن جُوعٍ وَآمَنَهُم مِّنْ خَوْفٍ
4- O ki, onları doyurdu açlıktan ve emin kıldı korkudan.


صدق الله العظيم
Allah sözüne sadıktır ve Yücedir.

28- Alak Denkleminde Suret'ul Tin İkrası







بسم الله الرحمن الرحيم
B ismi Allah Rahman’dır, Rahim’dir


١- وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ
1- Andolsun Tin'e ve Zeytun'e,

(Tin Suresi 1. ayette müfessirler zeytin ve incir(tin) için;

1- Dağdırlar; İbnü Cerir'de Katade'den: Tin, Dimeşk'ın bulunduğu dağ; Zeytun, Beyt-i Makdis'in bulunduğu dağdır. 
2- Beldedirler; Ka'b'ın dediğine göre Tin, Dimeşk; Zeytun, Beyt-i Makdis'tir.
3- Mesciddirler; İbnü Zeyd: Tin, Dimeşk mescidi; Zeytun, Beyt-i Makdis Mescidi demiştir.
4- Zeytin ve incirdirler. )

٢- وَطُورِ سِينِينَ
2- Ve Tur-i Sina'ya.                                                                                                                           


٣- وَهَذَا الْبَلَدِ الْأَمِينِ
3- Ve şu emin şehre ki,

(Şu şehirden kasıt Mekke'dir.
Ey Muhammed, Musa'ya, Tevrat'ı Tur-i Sina'da inzal ettik,
İsa'ya,İncil'i Tur-i Zeytun'da inzal ettik,
Sana'da bu emin belde Mekke'de Kuranı inzal ettik...
Ey Müslümanlar ve Ehl-i Kitap dinleyin ve teslim olun!
Mekke için bakınız; http://tr.wikipedia.org/wiki/Mekke )

٤- لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ
4-Andolsun Biz  yarattık insanı ahsen-i takvim olarak..

( Bu tabirde geçen "takvîm", eğriyi doğrultmak, kıvama ve nizama koymak, kıymet vermek ve kıymetlendirmek; "ahsen" ise en iyi, en güzel demektir "Ahsen-i Takvîm" ifadesi insanın; ruh ve bedeni ile en mükemmel şekilde yaratıldığını, boyunun düzgünlüğünü, endamının eşsizliğini, dileyen, isteyen, düşünen, konuşan, yazan, anlayan, anlatan ve sanat kabiliyeti olan; hakkı bâtıldan, güzeli çirkinden, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, hayrı şerden, tatlıyı acıdan ayıran akıllı bir varlık oluşunu ifâde eder )

٥- ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ
5- Sonra çevirdik onu esfele safiline.

( Esfele safiline: aşağıların en aşağısı,sefillerin sefili..Bir önceki ayetle bağlam kurduğumuzda;
demek ki; insanoğlunun fıtratı üzere ahsen-i takvim olması da irade-i cüziyesinde;
esfele safilin, aşağıların aşağısı olmaya da kendi irade-i cüziyesi sebebtir...İnsan Ahsen-i Takvim olarak en güzel şekilde yaratıldı...
Ancak insan bu nimeti kendi irade-i cüziyesiyle Esfele Safilin rütbesizliğine indiverirse ki bu onun şahsi seçimi olur  ve sonucuna katlanır..) 

٦- إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ
6- Hariçtir iman edenler,amel-i salih işleyenler,onlar için ecirler bitmez tükenmezdir.

٧- فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدِّينِ
7-  Öyleyse nedir yalanlatan sana,bundan sonra dini ?

٨- أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ
8-  Değil midir Allah Ahkem'ul Hakimin ?

( Ahkem'ul Hakimin;Hükmedenlerin en güzel,en iyi,en adil,en alim hükmedeni Hakim olan Allah'dır.)


صدق الله العظيم

Allah sözüne sadıktır ve Yücedir.




13 Ağustos 2011 Cumartesi

27- Alak Denkleminde Suret'ul Büruc İkrası






بسم الله الرحمن الرحيم
B ismi Allah Rahman’dır, Rahim’dir


١- وَالسَّمَاء ذَاتِ الْبُرُوجِ
1-  Andolsun gökyüzüne ve içerdiği burçlara!


٢- وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِ
2- Vaad edilen o güne,


٣- وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ
3- Şahit olana ve şahit olunana,


٤- قُتِلَ أَصْحَابُ الْأُخْدُودِ
4-Kahroldu Ashab-ı Uhdud!


(ASHÂBU'L-UHDÛD


İslâm'dan önce, Allah'a inananları, ateşli hendeklere atarak cezalandıran kâfir bir topluluk. Daha fazla bilgi için bakınız: http://www.sevde.de/islam_Ans/A/A-2/ashabu_uhdud.htm )



٥- النَّارِ ذَاتِ الْوَقُودِ
5- Ateş ki yakıt dolu.


٦- إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ
6- O zaman onlar etrafında oturuyorlardı.


٧- وَهُمْ عَلَى مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ
7- Ve onlar,  mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.


٨- وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ إِلَّا أَن يُؤْمِنُوا بِاللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ
8- Onlardan intikam almaları sadece; iman etmeleri idi Allaha ki;
Aziz'dir Hamid'dir.


(EL AZİYZ... Karşı konulmaz güç sahibi olarak, dilediğini uygulayan! Tüm âlemlerde dilediğini karşı çıkacak güç olmaksızın yerine getiren. Bu isim Rab ismiyle paralel çalışan bir isimdir. Rab özelliği Aziyz özelliğiyle hükmünü icra eder!


EL HAMİYD... Açığa çıkardığı evrensel kemâlâtı "Veliyy" ismi kapsamında açığa çıkardığı âlem sûretlerince seyredip değerlendirendir! Hamd yalnızca kendisine aittir!)



٩- الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ
9- O'nun mülküdür gökyüzü ve yeryüzü. Allah her şeye şahittir!


١٠- إِنَّ الَّذِينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَرِيقِ
10- Muhakkak ki, işkence edip mü'min ve mü'minelere ve
sonra tövbe etmeyenler, onlaradır cehennem azabı ve onlaradır yakıcı azab.


١١- إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْكَبِيرُ
11- Muhakkak ki; iman edenler ve salih amel işleyenleredir cennetler, zemininde akar nehirler. İşte bu büyük kurtuluştur!


١٢- إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ
12- Şüphesiz, Rabbinin yakalaması çok şiddetlidir.


١٣- إِنَّهُ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ
13- Muhakkak ki Hu; yoktan yaratır ve tekrar diriltir.


(Hu,mübdi ve müiddir)



١٤- وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُ
14- O,Ğafur'dur,Vedud'dur.


(EL ĞAFÛR... Allâh Rahmetinden asla ümit kesilmemesi gereken. Gerekli arınmayı yaptırtarak Rahıymiyetin nimetlerine erdiren. Rahıym ismini tetikleyen!


EL VEDUD... Cazibeyi, çekim gücünü yaratan. Salt karşılıksız, çıkar beklenmeyen sevgiyi var eden. Her sevenin, sevdiğinde sevdiği gerçekliktir! )



١٥- ذُو الْعَرْشِ الْمَجِيدُ
15- Sahibidir arşın, Mecid'dir.


( EL MECİYD... Açığa çıkardığı muhteşem yaratış dolayısıyla şanının yüceliğini ortaya koyan! )


١٦- فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ
16- Yapandır dilediğini!


١٧- هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْجُنُودِ
17- Geldi mi Sana orduların haberi ?


١٨- فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ
18- Firavun ve Semud.


(Firavun ve Semud için : http://www.kavimlerinhelaki.com/ )



١٩- بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي تَكْذِيبٍ
19- Ancak inkar edenler yalanlamaktadırlar.


٢٠- وَاللَّهُ مِن وَرَائِهِم مُّحِيطٌ
20- Allah onları arkalarından kuşatmıştır.


٢١- بَلْ هُوَ قُرْآنٌ مَّجِيدٌ
21- Üstelik o, Kuran-ı Mecid'dir.


(Kuran-ı Mecid; bu kitap yüksek şanlı bir Kur'ân'dır. Kitaplar içinde şerefi, şanı en yüksek; üslubu hepsinden yüce, kapsadığı mânâlar yalan ve töhmetten arınmış, dolayısıyla inanılarak okunup amel edilmesi gerekli olan bir kitaptır.)



٢٢- فِي لَوْحٍ مَّحْفُوظٍ
22- Levh-i Mahfuzda'dır.


( Temel olarak;Levh-i mahfuz,olmuşların ve olacakların, zamandaki bütün anların ve mekandaki bütün varlıkların, kısacası, her şeyin yazılı bulunduğu bir İlâhî muhafaza levhası; İlahi ilmin aynası, kaderin defteri, kâinatın programıdır. )




صدق الله العظيم
Allah sözüne sadıktır ve Yücedir.



Levh-i Mahfuz hakkında daha fazla bilgi almak için aşağıdaki linklerden faydalanabilirsiniz.























11 Ağustos 2011 Perşembe

26- Alak Denkleminde Suret'ul Şems İkrası


Sûrenin tamamı Mekke’de nazil olmuştur ve bunda icma vardır Nüzul sırası itibariyle Kadr Sûresinden sonradır..










بسم الله الرحمن الرحيم
B ismi Allah Rahman’dır, Rahim’dir


١- وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا
1- Andolsun güneş’e ve duha’sına,


(Duha -kuşluk- vakti, güneş doğduktan 50 dakika sonra başlayıp, öğleye 20 dakika kalana kadar olan vakittir).


٢- وَالْقَمَرِ إِذَا تَلَاهَا
2- Ve ay’a ona tabi olduğu zaman,


٣- وَالنَّهَارِ إِذَا جَلَّاهَا
3- Ve gündüze onu açtığı zaman,


٤- وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَاهَا
4- Ve geceye onu sardığı zaman,


٥- وَالسَّمَاء وَمَا بَنَاهَا
5- Gökyüzüne ve onu bina edene.


٦- وَالْأَرْضِ وَمَا طَحَاهَا
6- Yeryüzüne ve onu yayıp döşeyene.


٧- وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا
7- Nefse ve onu düzenleyene.


٨- فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا
8- İlham edene ona ki fücuru ve takvayı.




(İLHÂM, aslında bir şeyi bir defada yutmak mânâsına “lehm” kökünden if’âl kalıbında bir mastar olup bir anda yutturmak mânâsınadır. Bundan, bir mânâyı gönüle düşürmek ve telkin etmek mânâsında meşhur olmuştur.
FÜCÛR, haktan sapmak, hak yolu yarıp düzeninden çıkarak kötülük ve isyana düşmektir. Bilhassa zina etmek, yalan söylemek, daha Türkçesi edepsizlik etmek mânâsında kullanılır. Böyle kötü ve günah olan fiillere de fücur denilir.
TAKVA da fücurun zıddı olarak, nefsi kurtarmanın, Allah’ın koruması altında fenalıktan sakınmanın ismidir. Neticesi korunmak olan hayır ve itaat fiillerini kapsar.)




٩- قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّاهَا
9- Felaha ermiştir onu temizleyenler.


١٠- وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّاهَا
10- Heba etmiştir onu kirletip gömenler.


١١- كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَاهَا
11- Yalanladı Semud azgınlığından.


١٢- إِذِ انبَعَثَ أَشْقَاهَا
12- Fırladığı zaman en şaki olanları,




(Şaki kelimesi talihsiz kişi demek olup, dini literatürde cehennemliklere verilen addır. Eşkiya kelimesi “şaki“ kelimesinden türmiştir. Şaki kelimesinin karşıt anlamlı kelimesi ise said kelimesidir.)




١٣- فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ نَاقَةَ اللَّهِ وَسُقْيَاهَا
13- Dedi ki onlara Allah’ın Rasülü: “Allah’ın devesidir ve onu içiriniz “.


١٤- فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنبِهِمْ فَسَوَّاهَا
14- Fakat yalanladılar ve deveyi kestiler.Bu yüzden imha etti onları Rableri,günahlarından onları düzleyiverdi.


١٥- وَلَا يَخَافُ عُقْبَاهَا
15- Ve korkacak değil akıbetinden!


صدق الله العظيم
Allah sözüne sadıktır ve Yücedir.



10 Ağustos 2011 Çarşamba

25- Alak Denkleminde Suret'ul Kadr İkrası









بسم الله الرحمن الرحيم
B ismi Allah Rahman'dır, Rahim'dir




١- إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ
1-  Muhakkak ki Biz inzal ettik O'nu, Kadr Gecesi'nde.


٢- وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ
2- Nerden bilirsin, nedir Kadir Gecesi ?


٣- لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ
3- Kadir Gecesi, hayırlıdır bin aydan.


٤- تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ
4- İnerler, Melekler ve Ruh onda Rablerinin izniyle, her bir emir için.


٥- سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ
5- Selamdır o, ağarana kadar fecr.



صدق الله العظيم
Allah sözüne sadıktır ve Yücedir.


KADİR GECESİ NE ZAMAN ?





Ayrıca Kadir Gecesi için bakınız;


1- http://www.ahmedhulusi.org/yazi/tanrininkadiri.htm
2- http://www.enfal.de/ram12.htm
3- http://www.kuranikerim.com/telmalili/kadir.htm
4- http://www.suleymaniyevakfi.org/arastirmalar/kadir-gecesi.html